Oradaydım…

10.10.2020 22:43
0

Pazar günü sabah 7’de uyandım. Benim için oldukça erken bir saat diyebilirim. Gece çalışmayı seven biri olarak bu saatte uyanmak benim için pek olası bir durum değildir. Genelde bu saatte uyanıksam hiç uyumamışım demektir.

Peki beni bu saatte uyandıran şey neydi?

Konfor alanından çıkmam gerektiğine olan inancımın eylem noktasına ulaşması diye özetleyebilirim.

“Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil.”
Samuel Beckett

İnsan pek çok kez değişmek ve değiştirmek ister fakat aynı şeyleri yaparak aynı döngüye mahkum olur.

Benim kendi adıma isteğim şeyler olmadığında yeniden, yine denemek için gücüm hep oldu.

Fakat hayatında yeni şeyler yapmaya çalışanların hep aynı gün ve olaylar döngüsünde kaybolması gerçeğini değiştirmek için aynı gerçeklikte nasıl bir eylem sürecine dönüştüğünü, attığım ufak bir adımla nasıl şekillendiğini aktarmak istiyorum.

Şimdi sabah 7’ye geri dönelim. Aslında biraz daha geriye gitmem gerekiyor. Sosyal medyada dolaşırken bir grup gördüm ve merak edip araştırdım. Grubun adı EDYAG. Eskişehir Doğa Sporları ve Yürüyüş Aktivite Grubu.
Bu grup her hafta Pazar günleri doğa yürüyüşleri düzenliyor. İlgimi çekti ve hemen üye oldum.

Evet üye oldum, üye olarak küçük bir adım attım.

İrtibata geçerek ilk etkinlikleri için kayıt yaptırdım. O ilk adımın ardından ikinci adımda gelmiş oldu.

Bu yazıyı 3 haftanın ardından yazıyorum. 3 haftanın sonunda 35-40 km civarında yol kat ettim. Sadece 40 km gitmedim. O attığım ilk adım bana benzersiz deneyimler yaşattı. Bana göre bir insanın en zor yaptığı şeylerden bir tanesi anda olabilmektir. Ben pek çok kez düşünce kayması yaşıyorum. Nadiren içinde bulunduğum anla bütünleşme imkanım oluyor. Ya geçmişteyim ya gelecekte. Anda olmak çok zordur…

3 haftanın ardından rahatlıkla söyleyebilirim çok fazla an-ı-m oldu.

Hiç geçmişte ve gelecekte olmadım mı? Elbette oldum. Ama genel anlamda orada doğada yeşilin büyüleyici tonları arasındaydım. Andaydım. Birlik ve beraberliğin içindeydim. Dostluk ve yardımlaşmanın. Paylaşmanın.

Uzaklaşmanın garip çelişkisi içinde kendi özüne yaklaşmanın…

Şimdi biri bana sorsa neredeydin diye rahatlıkla cevaplayabilirim ORADAYDIM…

EDYAG MESURİYE ETKİNLİĞİ;
İNEGÖL/MESURİYE 20/09/2020
Tamamen ormanlık alan, harika doğal yaşam alanları ve her türlü hayvanı içinde barındıran derin vadileriyle bizi Karadeniz havasına sokacak olan Mesuriye köyünden başlayacak 14 km bir rota.

Kayın, ceviz, fındık, kestane ve çam ağaçlarının oluşturduğu oksijeni bol bir yayla coğrafyası. Ortanın zoru kabul edilebilir bir rota.

Pazar günü sabah 7’de uyandım. Her ihtimale karşı saati 3 farklı zaman dilimine kurmuştum sanırım. İlkinde uyandım. Doğa yürüyüşü klasik bir durummuş gibi görünse de ilk defa katılım sağlanacak bir grupla doğa yürüyüşünün heyecanı var.

Akşamdan bazı hazırlıklar yapmıştım ama bir kaç şeyi kontrol etmem ve ilaveler yapmam gerekti. Full doldurduğum çantamı sırtıma aldım ve buluşma noktasına gitmek üzere yola çıktım. Her ne kadar çok fazla deneyimleyemesem de, her deneyimlediğimde beni içine çeken sabahın o muhteşem havası. Havası diyorum ama o duygu bambaşka bir şey. Aslında çıkmak istemezsiniz, bilirsiniz ki aslında soğuktur, ama çıkarsınız. Uykunun mayhoşluğunda içine girdiğiniz soğuk hava sizi sarar, ürpertir ama başka bir şeyle gerçekleşmeyecek olan bir mutlulukla doldurur tüm bedeninizi. O anın verdiği huzurla ayılarak ilerlersiniz. Bana genellikle böyle olur. Yine böyle oldu. Buluşma yerine kadar yürüdüm. Selamlaştıktan sonra birkaç form doldurmam gerekti. Onları doldurduktan sonra meraklı gözlerle etrafı keşfetmek üzere bakındım. Kimler vardı, kaç kişi olacaktı. Kadınlar, erkekler, yaş ortalaması, meslekler, görünüşler, tavırlar, hareketler hepsi birer soru işaretiydi ve tek tek, yavaş yavaş cevap bulacak sorulardı.

İlk olmasının durgunluğunu yaşıyorsunuz ister istemez. Herkes böyle olmayabilir elbette ama ben böyleyim. Gözlem, tanışma, gelişme ve kaynaşma…

Bu kısa gözlemden sonra herkes geldi ve daha önceden oluşturulmuş olan araba paylaşımı listesine göre arabalara dağıldık. Böyle kısa yazınca ve ben gözlem yapıp eylemde bulunmadığım için soğuk bir ortam gibi gelmiş olabilir ama hiçte öyle değil. Ateş ölçümü, form doldurma, liste kontrolü ve daha önce gelenlerin muhabbetleri derken süreç işliyor aslında ve ortam sıcak. Hoş bir grup birlikteliği var.

Arabalara bindik ve yürüyüş etkinliğinin yapılacağı yere doğru yola çıktık. Yol boyu tanışma konuşmaları yaptık. Kimsin, nesin, ne iş yaparsın. Atila Çelikcan bey deneyimli doğa sporcusu ve EDYAK kulüp yönetiminde. Hem kulüple ilgili bilgiler veriyor hem daha önceki iş hayatından bahsediyor. Hoş sohbeti ve güzel müzikleriyle yol boyu sıkılmadan gitmemizi sağladı.

Rotanın başlangıç noktasına vardık, araçlardan inerek ön hazırlıkları tamamladık. Daha sonra yola çıktık.

Havanın yağmurlu olma ihtimali vardı ve hazırlıklı gelmemiz konusunda uyarılmıştık.

Ve öylede oldu. Rota başladı yağmurda başladı. Yağmur iyi midir kötü müdür?. Herkes farklı cevaplar verebilir. Benim cevabım doğada yağmur muhteşemdir. Genel olarak yağmur bana hep iyi gelmiştir.

Bazen zorlayıcı etkileri olabilir fakat toprak kokusunu içinize çekmeniz konusunda tetikleyici gücü cezbedici. Yağmuru hep sevdim ve hep de seveceğim.

Rotanın başlangıcı oldukça zorlu. Fakat göğe uzanan ağaçların arasında, o yeşilin tonlarını gözlemleyerek ilerlemenin tadını da alıyorsunuz. Muhteşem bir doğa. Yeşilin arasından biraz daha ilerliyoruz. Yağmur da duruyor. Az ilerde insan boyu kadar açılmış çukur yoldan ilerliyorsunuz ve dik yol sizi zorladıkça zorluyor. Sağınızda ve solunuzda yükselen ağaçların bazılarının köklerini yolun kenarında görmeniz mümkün.

Birkaç kısa mola vererek ilerlediğimiz rotada ilk zorlu kısmın sonuna geliyoruz ve ilk gerçek molamızı vererek nefesleniyoruz.

Yağmurun etkisinin de kalmadığına kanaat getirdikten sonra yağmurluklardan kurtulup yola devam ediyoruz.
Doğanın içinize doldurduğu huzurla ormanın içlerine doğru kıvrılarak ilerliyoruz.

Bundan sonrası doğanın güzellikleri. Sizin içsel yolculuğunuz. Size yaşattığı o muhteşem deneyim. Ben bunu herkesin bakış açısına göre aldığı ve yaşadığı doyumsuz dakikalar olarak nitelendiriyorum.

Kısa dinlenme molaları. Rotanın ortalarında verdiğimiz yemek molası. Ormanın içlerine ilerlemeye devam, yer yer düz yer yer patika yollar ve çizilen rotadan geri dönüş. Bu bölümü kısa geçiyorum çünkü bölge ve ağaçları konusunda bilgim olmadığı için çok fazla detaya girmeyeceğim.
Fakat kişisel içsel yolculuğumu paylaşmaya çalışacağım. Doğanın içinize işleyen sizi büyüleyen tınısı ve derinliklerinizde hissettiğiniz huzur.
Doğanın kaybolmuşluğunda bulduğunuz kendiniz. Şehrin sıkışmışlığından, stresinden ve sizi boğan, mahkum eden her ne varsa onlardan bir gün içinde olsa uzaklaşmış, kendinizi doğaya teslim etmişseniz şanslısınız. Doğa her zaman orda sizi bekliyor. Ama gitmezsiniz, bende gitmem. Bir şekilde yapmayız bunu. Ama yapmalıyız. Konfor alanımızdan çıkmalıyız. O ilk adımı atmalıyız.

Bugün bir değişiklik yaptım, dışarı çıktım, bir adım attım. Bugün buradayım. Şehrin kalabalığında attığınız her yalnız adımınızın aksine bir avuç grup üyesiyle oluşturduğunuz birlikteliğin güvenli adımları.

Bazen ağaçların arasından aşağıdaki orman denizine baktım. Bazen başımı kaldırdım göğün boşluğuna öfkemi, haykırışlarımı fırlattım. Muhteşem yeşilin içinde hayal dünyasına daldım. Doğanın size verdiği iç huzuru sonuna kadar içimde hissetmeye ve doyasıya yaşamaya çalıştım.

Yürüyüş grubuyla yaptığım bu etkinliğin her anından büyük keyif aldım. Zamanın nasıl geçtiğini de hiç anlamadım. Kendime dedim ki haftaya yine geleceğim ve hep gelmeye çalışacağım.

Size de tavsiyem bir doğa yürüyüşüne katılmanız. Daha önce yaptınız mı? Bir daha yapın. Yeniden deneyimleyin. Bazıları için çok mümkün olmayabilir. Siz de konfor alanınızdan çıkmanızı sağlayacak, başka bir adım atın. Daha farklı şeyler deneyimleyin. Ama o adımı mutlaka atın…
Amacım 3 haftanın tamamına yer vermekti ama epey uzun oldu sanırım bu yazı. O yüzden ilk haftayı ve hissettiklerimi paylaşmış oldum. Diğer haftaları da resimlerle aktarmaya çalışacağım. Sonraki sayılarda diğer aktiviteleri yazmaya devam etmeyi umut ediyorum. Bu benim bu türde ilk yazımdı. Umarım geliştirerek devam edebilirim.

Doğayla kalın, sağlıkla kalın, hoşça kalın…

EDYAG SÜLÜKLÜ GÖL ETKİNLİĞİ;
SÖĞÜT 20/09/2020
Doğa ile iç içe orman-köy ve göl görselleriyle donatılmış bir etkinlik.
Rota 12 km orta zorlukta.

EDYAG KAYSER KALESİ ETKİNLİĞİ;
KÜTAHYA 04/10/2020
Muhteşem çevre güzelliği ve manzara, 4 bir yana hakimiyet. Geçmişten ayak izleri taşıyan, önce friglere hizmet etmiş ama asıl bizans yerleşkesi olarak adını almış bir kale. Rota 15 km. Doğal hayat ve yaban hayatı.

Yorumlar

  1. Sami Salman dedi ki:

    Ulaş Bey’e kulübümüz (EDYAK-Eskişehir Doğa Sporları ve Yürüyüş Aktiviteleri Kulübü) bünyesindeki doğa yürüyüşü grubumuzun (EDYAG-Eskişehir Doğa Yürüyüşü ve Aktiviteleri Grubu) yaptığı etkinliklere yer verdiği için çok teşekkür ederiz. Mükemmel bir anlatımla tasvir ettiği doğa ve doğada olmanın verdiği hazzı bir kez daha yazısını okudukça hissettim. Kaleminize, emeğinize sağlık.

    https://www.instagram.com/edyag_edyak/
    https://www.facebook.com/groups/518200588581642