Mulla Şahbaz’ın Seyyar satıcılıktan patronluğa uzanan hikayesi

35
0

Röportaj: Gülseren Şenyüzlü

“Çok çalışırdım…
Yoruldum demezdim hiç, hala da demem.
Günde 3-4 saat uyurum.”

Seyyar satıcılıktan patronluğa varan öykü nerede başladı?

1972’ de Eskişehir’de seyyar satıcılık yaparak başladım ticarete. O zamandan bu zamana, hep ticaretle uğraştım. Kazandığım paranın değerini daha o yaşlarda öğrendim; çünkü kazanmak kolay değildi. Bir yandan aileme maddi olarak yardım ediyor; öte yandan da birikim yapıyordum. Biriktirdiklerimi de yeni mal almak için kullanıyordum. Stoklanan mal, o yıllarda çok değer kazanıyordu. 1975 yılında Ford marka bir minibüs aldım. Tabi o dönemde araba almak hiç te kolay değildi. Minibüsüm ile gider fabrikalardan mal alırdım. Şimdiki gibi vade o zamanlarda yoktu. Ay sonuna ödemeyi isterlerdi, bense haftasına kalmaz aldıklarımın tamamını satar, ödememi yapardım hemen. Bu durum zamanla mal alımı yaptığım firmaların bize olan güvenlerini arttırdı ve bana ayrıcalıklar vermeye başladılar.

Çok çalışırdım… Yoruldum hiç demezdim, hala da demem.
Günde 3-4 saat uyur gece yola çıkar gündüz de satışımı yapar evime doğru yola koyulurdum.

Bu azim kısa bir süre içerisinde mağazacılığa geçmemizi sağladı. Yatırımlarımızın çoğunu da işimize yapmayı tercih ettik. Zamanla, bugün tüm Türkiye’nin güvendiği, inandığı ve öncelikli olarak tercih ettiği mağazalarımızı ve markalarımızı oluşturduk.

Çekirdekten yetiştiniz. Küçük yaşta işe başlamış olmanız iş yaşamınızdaki başarınızda etkili oldu mu?

Tabi ki… Ağaç yaşken eğilir. Eğer ticarete o yaşlarda başlamış olmasaydım, bugün muhtemelen sizlere verdiğimiz hizmet de olmazdı.

İyi bir yönetici nasıl davranmalı?

Öncelikle şunu belirtmeliyim. “Bir insan yönetilmeyi bilmiyorsa, yönetici olamaz.” Yani demem o ki yönetici toplumun, yaşamın, mesleğinin uygun gördüğü kaide ve kuralları bilmeli. Aile, iş ve sosyal çevresine ayrı ayrı hakim olmalı, aynı zamanda bu üçünün hem birbirinden bağımsız hem de bağımlı olduğunu öngörerek hareket edebilmeli.

Mevcut iş ve anlayışla yetinmeyen; belirsizlik ortamında risk üstlenerek yeni fırsatlar peşinde koşan kişiye ”Girişimci” diyoruz. Peki, herkes girişimci olabilir mi? Girişimcilik doğuştan gelen bir şey midir? Yoksa sonradan öğrenilebilir mi?
Girişimcilik doğuştan gelmez ve herkes girişimci de olamaz. Girişimci yaşayarak ve gözlemleyerek biriktirdiklerini toplumun menfaatine değerlendirir. Yani bir yetenektir.

Napolyon, savaşı kazanmak için üç şey gerekli diyor ve sayıyor: Para, para, para… Sakıp Sabancı, başarılı olmak için üç şey gerekli diyor ve sayıyor: Çalışmak, çalışmak, çalışmak… Size başarı için gerekli üç şey nedir diye sorsam, ne derdiniz?
Başarı için: Üretmek, değerlendirmek ve güvenilir olmak…
Başarıyı sürdürebilmek ve korumak için de: itibar, itibar ve itibar…

Başarısız olmaktan korktuğunuz anlar oldu mu, neler hissettiniz?

Başarısızlık hiçbir zaman beni korkutmadı. Hoş başarısızlıktan çok fazla bahsedebilmem de olası değil. Hayatta iyi ya da kötü yaşadığımız her şeyi tecrübe olarak değerlendirip başarıya doğru yürürken bizi aydınlatmalarını sağlamalıyız.

Aile şirketisiniz mutlaka sorunlar çıkıyordur; sorunları nasıl çözüyorsunuz?

Anlaşmazlıklar, uyuşmazlıklar herkesin hayatının temelinde var. Ben işimde bu sorunlarla çok fazla karşılaşmamak için tarafsız durmayı ve iş dağılımını bireylerin kabiliyetine göre yaparak önceden önlem almayı tercih ediyorum.

Gönüllülük konusunda da önder oldunuz, bu konuda neler yaptınız? Eğitime önem verdiğinizi biliyorum, siz de üniversiteyi geç yaşlarda okudunuz, okullar yaptırdınız, anlatır mısınız?

Sosyal çevresine karşı oldukça duyarlı bir insanım. Bu sebeple bir çok kurum ve kuruluşa hem maddi hem de manevi anlamda yardımlarımız oldu. Örneğin doğduğum il Malatya’da anne ve babamızın adına yaptırdığımız Milli Eğitim Projeli 8 derslik bir ilköğretim okulu bulunmaktadır.Bu okulun yanına 6 dairelik bir okul lojmanı da yaptırdık.
Eskişehir’de yine anne ve babamızın adıyla Emine Emir Şahbaz Bilim ve Sanat Merkezi yapıp İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne teslim ettik. Eskişehir Büyükşehir Belediyesine ait bir kültür projesinde dragon dediğimiz gondollardan 4 adet ithal edip belediyemize teslim ettik. İl Emniyet Müdürlüğümüze araç bağışlayarak destekte bulunduk. Ve daha bir çok…

Kadın konusunda da duyarlı olduğunuzu biliyoruz. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Özünde kadın ve erkek bir bütündür. Bizde bir atasözü vardır : “Anne gerek ki bey doğura.” Kısaca kadın olmazsa erkek, erkek olmazsa kadın olmaz. Kadınlarımıza toplumdan, sosyal yaşamdan vb. hayata dair her şeyden paylarını alabilmeleri adına destek olmalıyız. Eğitim ve iş alanlarında yerlerini almaları ülkemizin kalkınması, ilerlemesi açısından büyük bir önem taşıyor.

Başarılı her erkeğin arkasında onu destekleyen bir kadın vardır derler, doğru mudur?

Çok doğru! Ailenin birliktelik ve bütünlüğünü anne sağlar. Eşiniz sizi temsil edecek, destekleyecek ve de taşıyabilecek güce ve cesarete yeteri kadar sahipse şundan her zaman eminsinizdir ; aldığınız kararlar ve attığınız adımların her birinde hiç kimse olmasa bile yanınızda biri her ne olursa olsun vardır.

Gençlere iş konusunda neler söylemek istersiniz?

Gençlere en önemli tavsiyem yaptıkları işi bilmeleri, yeteri kadar bilgi ve donanıma sahip olabilmek için de çabalamaları ve çalışmaları. Yeni nesil çok zeki, çok da bilgili. Fakat aceleci. Merdivenin ilk basamağına daha adım bile atmadan “En tepedekine nasıl sıçrarım.” diye uğraşıyorlar. Oysaki en dipten başlayıp işi temelinden öğrenmeleri attıkları adımı sağlamlaştıracaktır.

Pek çok alanda iş yapıyorsunuz, nasıl toparlıyor ve yönetiyorsunuz?

Mağazalarımız görselde farklı, temelde ise bir bütüne hizmet veriyor. “Evinizi Güzelleştirmek” Bizim yaptığımız aslında bu. Haliyle yeni ürün alırken ve güncellerken bütünü baz alarak hareket ediyoruz. Bu da işi daha keyifli ve heyecanlı kılıyor, takibini ve kontrolünü de kolaylaştırıyor.

Halı, kilim uzmanlık alanınız… bu konuda neler söylemek istersiniz?
Biz kendi tezgahlarında kendi elleriyle halı dokuyan bir ailenin bireyleriyiz. Anne, kız kardeş ve eşlerimizin dokuduğu halı tezgahlarının arasında yetiştik. Haliyle halı konusunda müşterilerimize fiyatı ne olursa olsun her zaman kaliteyi sunuyoruz. Günümüzde halı da kıyafet gibi modalaştı. Benim tavsiyem ise kalite ve kullanışlılığı her zaman ön planda tutmaları.
• Tül-perde,
• Beyaz eşya
• Mobilya
• Aksesuar alanında da varız.
İş tanımınızın sürekli koşuşturma, kriz yönetimi ve zorluklarla mücadeleyi gerektiren dinamikleri olduğunu düşünüyorum. Sorum şu: nasıl başa çıkıyorsunuz?
Problemler, sorunlar ve stres hayatımızın her alanında vardır. Biz yanlışı bunlarla karşılaştığımızda ilk tepkiyi yine aynı negatif enerjiyle vererek yapıyoruz, e bu da durumu daha karamsar hale getiriyor. Ben genelde sorunlara karşı, durumu nasıl pozitifleştiririm diye yaklaşıp, çözüm odaklı hareket etmeyi tercih ediyorum.

YORUM YAZ

Lütfen bir mesaj yazınız
Lütfen isminizi yazınız